“Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler,
Şimdi bana bir ömür vadetseler,
Tek bir söz söylemeye hakkım var mı?
Şimdi artık kelimeler yetersiz anlamı yok.
Gel bunları bırakalım artık bir tarafa,
Gerçeği görmeliyiz dostum başka çaresi yok"
Üzerine titrediğiniz yıllarınızı tek bir günde pişmanlıklarınızdan dolayı silebilir misiniz? Yoksa, gerçekten onu telafi etmeye çalışacak bir söz var mı? Soruyorum size ve tabii kendime son pişmanlardan olmayacak, gene de son bir söz söylemek isteyecek misiniz?
Yaşamaya çalışıyoruz işte hayatı. Kimi sözler bize yolculuk ediyorken, kimi sözler doğruluktan bi’ haber. İnanın çocukken bunları hiç önemsemezdim. Her şey daha samimi, renkli gelirdi. Yıllar geçtikçe her şeyin değiştiği gibi renklerin solduğunu, pişmanlıkların da isteklerin de arzuların da öfkenin de değiştiğini anladım. Büyümek bu olsa gerek! Yani, elbette sadece büyümekten bahsetmiyorum. Bana garip gelen şey; nasıl olur da bir zamanlar çok sevdiğim, yıllarımı heba ettiğim ya da bu zamana kadar hiç gözüme batmamış bir şeyleri sevemem. Nasıl olur da ondan pişman olurum? Bilmem, belki de şu anda çok istediğim olması için peşinden koştuğum her ne varsa ileride pişman olacağım. Bu yüzden hayattan bir şey dilerken, enlerden ziyade hayırlısı neyse onu dilemek en iyisi. Yaşamımız boyunca yaptıklarımızın üstümüzde eğrelti durmaması için bu temennileri dile getirmek en güzeli. Yoksa, kalır üzerimizde yaşamanın suçu.
Ne kadar ihmal etmişim kendimi, hislerimi, bedenimi… Ne istediğimi, neler hissettiğimi ya da kimlere hayatımda yer vermek isteyip istemediğimi düşünmeden sadece başkalarının istek ve arzularına göre bir yaşantı sürmüşüm. Kimse üzülmesin, aman canı sıkılmasın dedikçe kendimin canını sıkmışım. Kendimden, karşı tarafımda ki kişiye vere vere bana hiçbir şey bırakmamışım. Enerjimi başkaları için kullanırken bana bunun iyi geldiğini düşünürdüm ama durum tam tersiymiş; biraz geç anladım. Bunlar olup biterken iç yolculuğumda daha derinlere inmenin zamanının gelip geçmekte olduğunu ama benim hala başkaları için ve başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için çabalayıp durduğumu hissettim.
Ve fark ettim nihayet... Labirentin içinde kayboldum... Düz gibi duran ama labirentten farksız olan hayatın içinde...Lütfen gökyüzüne bak Seher...Unutma; gökyüzü senin, benim, bizim, hepimizin!
Gökyüzü herkesin ama siz yaninizda olanlara dikkat edin cokda dürüst diiller
YanıtlaSilInsanlar allah hepimizin kalbine gore versin
Sil