3 Mayıs 2024 Cuma

PİŞMAN OLMALI MI OLMAMALI MI?

“Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler,

Şimdi bana bir ömür vadetseler,

Tek bir söz söylemeye hakkım var mı?

Şimdi artık kelimeler yetersiz anlamı yok.

Gel bunları bırakalım artık bir tarafa,

Gerçeği görmeliyiz dostum başka çaresi yok"

 Üzerine titrediğiniz yıllarınızı tek bir günde pişmanlıklarınızdan dolayı silebilir misiniz? Yoksa, gerçekten onu telafi etmeye çalışacak bir söz var mı? Soruyorum size ve tabii kendime son pişmanlardan olmayacak, gene de son bir söz söylemek isteyecek misiniz? 

Yaşamaya çalışıyoruz işte hayatı. Kimi sözler bize yolculuk ediyorken, kimi sözler doğruluktan bi’ haber. İnanın çocukken bunları hiç önemsemezdim. Her şey daha samimi, renkli gelirdi. Yıllar geçtikçe her şeyin değiştiği gibi renklerin solduğunu, pişmanlıkların da isteklerin de arzuların da öfkenin de değiştiğini anladım. Büyümek bu olsa gerek! Yani, elbette sadece büyümekten bahsetmiyorum. Bana garip gelen şey; nasıl olur da bir zamanlar çok sevdiğim, yıllarımı heba ettiğim ya da bu zamana kadar hiç gözüme batmamış bir şeyleri sevemem. Nasıl olur da ondan pişman olurum? Bilmem, belki de şu anda çok istediğim olması için peşinden koştuğum her ne varsa ileride pişman olacağım. Bu yüzden hayattan bir şey dilerken, enlerden ziyade hayırlısı neyse onu dilemek en iyisi. Yaşamımız boyunca yaptıklarımızın üstümüzde eğrelti durmaması için bu temennileri dile getirmek en güzeli. Yoksa, kalır üzerimizde yaşamanın suçu.

Ne kadar ihmal etmişim kendimi, hislerimi, bedenimi… Ne istediğimi, neler hissettiğimi ya da kimlere hayatımda yer vermek isteyip istemediğimi düşünmeden sadece başkalarının istek ve arzularına göre bir yaşantı sürmüşüm. Kimse üzülmesin, aman canı sıkılmasın dedikçe kendimin canını sıkmışım. Kendimden, karşı tarafımda ki kişiye vere vere bana hiçbir şey bırakmamışım. Enerjimi başkaları için kullanırken bana bunun iyi geldiğini düşünürdüm ama durum tam tersiymiş; biraz geç anladım. Bunlar olup biterken iç yolculuğumda daha derinlere inmenin zamanının gelip geçmekte olduğunu ama benim hala başkaları için ve başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için çabalayıp durduğumu hissettim. 

Ve fark ettim nihayet... Labirentin içinde kayboldum... Düz gibi duran ama labirentten farksız olan hayatın içinde...Lütfen gökyüzüne bak Seher...Unutma; gökyüzü senin, benim, bizim, hepimizin!


25 Ocak 2024 Perşembe

GELDİM

     Nerdesin be kızım....Neler yaşadın,öldün mü kaldın mı,ağladın mı güldün mü...Gidenlere şükür gelenlere merhaba derken neler yaşadın..Geceleri kimselere göstermeden ağlamak yormadı mı? Dışarda enerji topu gibi gezmek üzmedi mi? Aman kimselere laf vermeyeyim,düşmanımı sevindirmeyeyim diye kendini parçalamadın mı?? Zor olmadı mı çok iyiymiş gibi yapmak?? Değdi mi??

    Ders mi oldu hepsi,işine yarayacak mı peki,uygulayabilecek misin bundan sonrasında aldığın dersleri?

    Kendine vakit ayırmaya başladığından beri,geride kalan zamanına acımaktan yenilere sevinebildin mi ayrıca?

    Hayır!!! Kocaman hayır!! Peki sevinip kendi kıymetini bilemediğin için ne oldu? Yine başa sardın..

    Aza tamah etme artık,gör kendini,koy en yukarılara,bırak uçmayı bilen ulaşsın yanına,ulaşsın ki seninle birlikte uçsun...Asla seni uçurmayacak artık kimse çünkü sen kanatlarını gördün...Kimsenin seni sırtına alıp gökyüzünde uçurmasına ihtiyacın yok,sadece seninle birlikte uçacak insana ihtiyacın var...

    Selam...Ben geldim...💓

BEN GELDİM :)